İran Hangi Ülkelerle Dost? (Bir İzmir Gencinin Kafasında Jeopolitik Düşünceler)
İzmir’de sabah kahvesi içip “bugün hayatımı düzene sokacağım” diye uyanan, ama öğlene doğru YouTube’da “en iyi 10 tarih teorisi” videolarına kaymış bir 25 yaşındayım. Hani şu türden: dışarıdan bakınca sakin, içten içe sürekli “dünya nasıl çalışıyor ya?” diye düşünen tip.
Bugün de aklıma takılan soru şu oldu: İran hangi ülkelerle dost?
Bunu düşünürken kendimi Karşıyaka vapurunda buldum. Bir elimde çay, diğer elimde “ben neden uluslararası ilişkileri düşünürken simit yiyorum?” sorusu.
Ve kafamda yine o klasik iç ses:
— “Kardeşim sen hukuk okuyordun, ne ara jeopolitik uzmanı oldun?”
— “Sus, önemli konu.”
İşte böyle başlıyor her şey.
—
İran Hangi Ülkelerle Dost? Meselesine Girmeden Önce
Önce şunu netleştirelim: Dünya siyasetinde “dostluk” bizim mahalledeki “abla bana şeker ver” ilişkisi gibi değil.
Yani biriyle dost olmak:
Birlikte kahve içmek değil,
Bazen aynı masada oturup farklı şeyler düşünmek,
Bazen de “biz aslında dostuz ama Instagram’da birbirimizi etiketlemiyoruz” durumu.
İşte bu yüzden Iran söz konusu olunca olay biraz daha… katmanlı.
Ben bunu düşünürken İzmir’de bir kafede yan masadaki çiftin kavgasına kulak misafiri oldum:
— “Sen beni hiç anlamıyorsun!”
— “Ben zaten uluslararası ilişkiler gibi bir ilişki istemedim!”
Tam o anda içimden dedim ki:
“Bak işte bu, İran meselesi de biraz böyle.”
—
İran’ın Dostluk Haritası: Kahve Masası Gibi Karmaşık
İran’ın ilişkilerini düşünmek, İzmir’de Alsancak’ta park yeri aramaya benziyor: teoride basit, pratikte sinir bozucu derecede karmaşık.
Şimdi tek tek bakalım ama akademik değil, “arkadaş ortamı anlatımıyla.”
—
Rusya ile: Aynı Diziye Bağımlı İki Komşu Gibi
Russia ile İran arasındaki ilişkiyi şöyle düşün:
Aynı diziyi izleyip farklı karakterleri sevmek gibi.
— “Ben şu karakteri seviyorum.”
— “Ben de ama o sahne kötü yazılmış.”
Yani tamamen aynı fikirde değiller ama aynı koltukta oturuyorlar.
Ben bunu düşünürken İzmir’de otobüste iki amcanın aynı gazeteyi paylaşmasına benzettim. Bir sayfa Rusya, bir sayfa İran politikası… kimse tam memnun değil ama gazete ortak.
İç sesim yine devrede:
— “Sen bu benzetmeyi neden bu kadar ciddiye aldın?”
— “Çünkü mantıklı.”
—
Çin ile: Sessiz Ama Güçlü Grup Projesi Arkadaşı
China konusu ise daha farklı.
Bu ilişkiyi üniversite grup projelerine benzetiyorum:
Bir kişi hiç konuşmaz ama tüm işi o yapar gibi görünür.
İran ve Çin ilişkisi de biraz böyle algılanıyor:
Çok gürültülü değil
Ama sürekli bir şeyler dönüyor
Ve kimse tam olarak “ne oluyor burada?” diyemiyor
Bir gün Bornova’da bir arkadaşım dedi ki:
— “Bazı insanlar az konuşur ama her şeyi planlar.”
Ben de dedim:
— “O Çin gibi, İran da yanında strateji partneri.”
Sonra ikimiz de sustuk çünkü cümle fazla ciddi oldu.
—
Türkiye ile: Bitişik Komşu Ama Balkon Savaşı Yaşayan İlişki
Türkiye ile İran ilişkisini anlatmak için en iyi metafor: apartman komşuluğu.
Hani alt kat-üst kat ilişkisi vardır ya:
Bir gün börek gelir
Bir gün halı silkeleme krizi çıkar
Aynı şey.
İzmir’de ben de apartmanda yaşıyorum. Komşum bazen kapıyı açık bırakıyor, ben de “acaba İran dış politikası da böyle mi?” diye düşünüyorum.
Çünkü bazen yakınsın:
— ticaret var
— kültürel temas var
Bazen de:
— “şu konuya girmeyelim.”
—
Irak ve Suriye ile: Aynı Sokakta Yaşayıp Farklı Hikâyeler Yaşayanlar
Iraq ve Syria ile ilişkiler daha çok “aynı mahallede farklı diziler izlemek” gibi.
Bir evde dram var, diğer evde aksiyon.
Ben bunu İzmir’de Kemeraltı’nda yürürken düşündüm. Bir sokakta çay içiliyor, diğer sokakta “hayat neden böyle?” tartışması.
İç ses:
— “Sen neden her şeyi diziye bağlıyorsun?”
— “Çünkü dünya zaten dizi.”
—
İran Hangi Ülkelerle Dost? Sorusu Neden Bu Kadar Karışık?
Çünkü dünya politikası “evet ya dostuz” cümlesiyle yürümüyor.
İlişkiler:
Ekonomiyle
Güvenlikle
Tarihle
Ve biraz da “biz bunu neden yaptık?” duygusuyla şekilleniyor.
Ben bunu düşünürken vapurda yanımdaki amca bana döndü:
— “Evlat ne düşünüyorsun bu kadar?”
Dedim ki:
— “İran’ın dostlarını.”
Adam 3 saniye sustu:
— “Ben de simidin fiyatını düşünüyordum.”
Ve o an fark ettim: herkesin jeopolitiği farklı.
—
İzmir’den Bakınca Dünya Siyaseti
İzmir’de yaşamanın şöyle bir etkisi var: Her şeyi biraz hafif ama derin düşünüyorsun.
Mesela Kordon’da yürürken:
Bir yanda deniz
Bir yanda martılar
Bir yanda “acaba dünya barışı mümkün mü?”
Ben genelde üçüncüye takılıyorum.
Bir arkadaşım dedi ki:
— “Sen neden sürekli ülkeleri düşünüyorsun?”
Ben de dedim:
— “Çünkü markette bile ekonomi düşünüyorum.”
—
İç Sesle Küçük Bir Tartışma
— “Tamam da neden özellikle İran?”
— “Çünkü herkesin adı geçiyor ama kimse tam anlatmıyor.”
— “Sen de anlamadın aslında.”
— “Evet ama konuşuyorum.”
İşte mesele bu.
—
Dostluk Denilen Şey: Devletler Arasında Versiyon Farkı
Eğer insan ilişkilerinde “en yakın arkadaşım” diyorsak, devletlerde bu biraz daha:
Stratejik ortak
Bölgesel partner
Geçici çıkar uyumu
gibi isimlerle anılıyor.
Iran için de durum böyle.
Yani:
“Biz dostuz ama sınırlar belli.”
Tıpkı İzmir’de arkadaşla “çıkalım mı?” deyip 2 saat mesajlaşmak gibi.
—
Günlük Hayatla Jeopolitik Arasında Garip Köprüler
Bir gün markette yoğurt alırken şunu düşündüm:
“Acaba ülkeler de böyle mi seçiyor ilişkilerini?”
En ucuzu
En güvenlisi
En az problem çıkaranı
Sonra kasiyer:
— “Poşet ister misiniz?”
Ben:
— “İran’ın dış politikası kadar karmaşık bir soru bu.”
Kasiyer bana baktı, ben de kendime baktım.
—
Betu okurlarıyla “İran hangi ülkelerle dost” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!
Sonuç Yerine Değil, Zaten Sonuç Yok
İran hangi ülkelerle dost? sorusunun net bir “liste cevabı” yok.
Ama şunu söylemek daha doğru:
Iran çok katmanlı ilişkiler kuran, bazı ülkelerle daha yakın, bazılarıyla daha mesafeli, sürekli değişen bir denge içinde.
Ben ise İzmir’de, bir vapur yolculuğunda bunu düşünürken simidimin susamlarını saymayı bırakıp dünyayı anlamaya çalışıyorum.
Başaramıyorum ama en azından deniyorum.
İç sesim son kez konuşuyor:
— “Yarın ne düşüneceksin?”
— “Bilmiyorum… Belki İsviçre’nin neden hep tarafsız olduğunu.”