İçeriğe geç

Suriçi ne zaman yapıldı ?

Suriçi Ne Zaman Yapıldı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme

Suriçi, İstanbul’un en eski ve tarihi bölgesi olarak, son yıllarda kentsel dönüşüm ve gentrifikasyon süreçleriyle yoğun bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşüm, yalnızca yapısal değişikliklerle sınırlı kalmayıp, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli sosyal kavramları da derinden etkiliyor. İstanbul’da yaşayan, çeşitli sosyoekonomik geçmişlere sahip insanlar, Suriçi’ndeki bu dönüşümden farklı biçimlerde etkileniyorlar. Toplumun her kesiminden insanın günlük yaşantısında gözlemler yaptıkça, Suriçi’nin sadece bir mekân değil, bir toplumsal ilişki biçimi olarak ne kadar katmanlı bir olgu olduğunu daha net bir şekilde görüyorum.

Suriçi’nin Kentsel Dönüşümü ve Toplumsal Cinsiyet

Suriçi’nde yapılan kentsel dönüşüm projelerinin toplumsal cinsiyet açısından yarattığı etkiler oldukça belirgin. Kadınlar, özellikle ekonomik bağımsızlık ve güvenlik gibi sorunlarla dönüşüm süreçlerinden daha fazla etkileniyorlar. Yeni yapılan lüks konut projeleri ve alışveriş merkezleri, bölgedeki kadınların yaşam alanlarını daraltıyor. Sokaklar, daha önce kadınların sosyal ilişkilerini kurabildikleri, alışveriş yapabildikleri ve kendi kimliklerini ifade edebildikleri alanlar iken, gentrifikasyonun etkisiyle bu alanlar giderek daha elit bir kesime hitap etmeye başlıyor. Bunun sonucunda, kadınlar için güvenli olmayan, dışlayıcı ve yüksek maliyetli yaşam alanları ortaya çıkıyor.

Örneğin, Suriçi’ndeki büyük otel ve alışveriş merkezi projeleri çevresindeki artan güvenlik önlemleri, bu bölgelere geçişi sınırlayarak özellikle düşük gelirli ve kadınların erişimini kısıtlıyor. Birçok kadın, alışveriş yapmak veya sadece bir çay içmek için daha uzak mahallelere gitmek zorunda kalıyor. Sokakta, toplu taşımada ve günlük yaşamda daha fazla göz önünde olurlar ve bu durum, kadınların kamusal alandaki yerini daraltıyor. Bu nedenle, Suriçi’ndeki dönüşümün toplumsal cinsiyet bağlamındaki yansımaları, yalnızca mekânsal bir değişim değil, aynı zamanda kadınların toplumsal haklarını ve katılımını da etkilemektedir.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Suriçi

Suriçi, tarihsel olarak İstanbul’un farklı etnik ve dini topluluklarının bir arada yaşadığı, birbirinden oldukça farklı yaşam biçimlerine sahip bireyleri barındıran bir bölgeydi. Ancak son yıllarda gerçekleştirilen kentsel dönüşüm, bu çeşitliliği tehdit eden bir süreç halini aldı. Bu bölgedeki alt gelir gruplarının, farklı etnik kimliklere sahip bireylerin ve göçmenlerin yaşam alanları daraltılmakta. Dönüşüm projeleriyle birlikte gelen yüksek kiralar ve konut fiyatları, bu grupların bölgeden sürülmesine neden oluyor. Eskiden Suriçi’nde çok rahat bir şekilde sosyal hayatını sürdürebilen göçmenler ve alt gelirli bireyler, artık burada yaşamaya devam edebilmek için çok daha fazla zorlukla karşılaşıyorlar.

Bir gün sokakta yürürken, birkaç işçiyle kısa bir sohbet etme fırsatım oldu. Onlar, dönüşümün başlamasından beri yaşamlarının nasıl değiştiğini anlatırken, bölgedeki yükselen fiyatlar ve yaşam alanlarının daralması üzerine dertlerini paylaşıyorlardı. Çalıştıkları projelerde yerel halkın çoğunlukla dışarıdan gelen zengin bireyler tarafından ikame edildiğini söylüyorlardı. Bu da, bölgenin sosyal yapısındaki çeşitliliğin azaldığını ve daha homojen bir yapıya büründüğünü gösteriyor.

Suriçi’ndeki dönüşüm, sadece mekânsal bir değişiklik değil; aynı zamanda sosyal adaletin temelini tehdit eden bir yapıyı da ortaya çıkarıyor. Çünkü bu dönüşüm, her zaman en düşük gelir grubundaki bireylerin zarar gördüğü, en çok dışlandığı bir süreç olarak işliyor. Bu durum, toplumsal eşitsizliğin derinleşmesine ve belirli grupların sosyal haklarının ihlal edilmesine yol açıyor.

Suriçi’nde Gözlemlerim ve Kişisel Deneyimlerim

Birçok kez, Suriçi’nde karşılaştığım farklı sosyal grupların gentrifikasyondan nasıl etkilendiğini gözlemleme fırsatım oldu. Genellikle sabah işe gitmek için otobüse bindiğimde, bölgedeki eski sakinlerinin taşıdığı mallarla birlikte otobüse bindiklerini görüyorum. Yüzlerinde, gitgide artan kira ve hayat pahalılığına dair bir endişe var. Diğer taraftan, daha yeni inşa edilen binalara yönelen insanların keyifli bir şekilde birbirleriyle sohbet ederek sabah kahvelerini içerken gördüğüm sahneler, dönüşümün kimler için fırsat, kimler içinse tehdit oluşturduğunu net bir şekilde gösteriyor.

Bir diğer gözlemim ise, toplu taşıma araçlarındaki çeşitlilik meselesiyle ilgili. Eski Suriçi sakinlerinin taşıdığı ağır yüklerle birlikte yolculuk yapmaya çalışırken, yeni bölge sakinlerinin genellikle daha rahat ve lüks bir yaşam tarzına sahip olduklarını görmek, dönüşümün farklı gruplar üzerinde nasıl farklı yansımalar oluşturduğunu gözler önüne seriyor. Bu, aynı şehirde aynı topluluklar arasında derinleşen sınıfsal uçurumun bir göstergesi.

Sonuç

Suriçi’nin dönüşüm süreci, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından karmaşık ve çok katmanlı etkiler yaratmaktadır. Kadınlar, alt gelir grupları ve göçmenler gibi toplumun dezavantajlı kesimleri, bu dönüşümün en büyük mağdurlarıdır. Her geçen gün, Suriçi’nde yaşayanların ve oraya ait olanların yerinden edilmesi, yaşam alanlarının daralması, sosyal eşitsizliklerin artması gibi olgular, İstanbul’un toplumsal yapısındaki adaletsizliği derinleştirmektedir. Bu bağlamda, Suriçi’nin ne zaman yapıldığından çok, bu dönüşümün kimin için yapıldığı sorusunu sormak, daha anlamlı bir sorudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino güncel giriş