0.69 Konut Kredisi 2024 Çıktı mı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
2024 yılı itibarıyla gündemi saran konulardan biri de konut kredisi faiz oranlarının ne olacağı. Özellikle 0.69’luk bir faiz oranı beklentisi, dar gelirli kesimler için büyük bir umut ışığı olsa da bu konuya daha geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bu faiz oranının farklı gruplar üzerinde yaratacağı etkiler, günlük hayatta gözlemlediğimiz çok sayıda sosyal dinamikle iç içe.
Ben de İstanbul’da yaşayan ve bir sivil toplum kuruluşunda çalışan 29 yaşında bir genç yetişkin olarak, sokakta, toplu taşımada, iş yerinde ve sosyal yaşamda gözlemlediğim sahnelerden yola çıkarak, bu kredi faizi kararının hangi gruplar için fırsat, hangileri için engel olabileceğini kendi deneyimlerimle anlatmak istiyorum.
Konut Kredisi ve Toplumsal Cinsiyet
Konut kredisi faiz oranları, özellikle kadınlar için oldukça önemli bir konu. İstanbul gibi büyük bir şehirde, kadınların ekonomik bağımsızlık kazanması, yalnızca iş gücüne katılmakla değil, aynı zamanda kendi yaşamlarını inşa edebilecekleri alanlara sahip olmakla da ilgilidir. Ancak kadınlar genellikle erkeklere göre daha düşük maaşlar alıyor, sosyal güvenlik sisteminden daha az faydalanıyor ve ev sahibi olma konusunda erkeklere oranla daha fazla zorluk yaşıyorlar.
Geçtiğimiz günlerde metroda karşılaştığım bir sahneyi hatırlıyorum. Bir kadın, küçük çocuğuyla birlikte toplu taşımada sırtındaki çantasını sıkı sıkı tutarken, aynı yaşlarda bir adamın ona dönüp “Beni boşver, başına ne gelir düşün, ona göre hareket et!” dediğini duyduğumda, bu söylemin toplumsal cinsiyetin hayatın her alanına nasıl nüfuz ettiğini bir kez daha fark ettim. Faiz oranları kadınlar için sadece ekonomik anlamda değil, aynı zamanda aileleriyle birlikte sürdürülebilir bir yaşam kurma açısından da çok büyük bir anlam taşıyor.
0.69 faiz oranı, bazı kadınların kendi evlerini alma hayalini gerçeğe dönüştürebilirken, toplumda daha fazla kadın girişimcinin, çalışan annelerin, hatta yalnız yaşayan bireylerin ev sahibi olma olasılığını artırabilir. Ancak, kadınların bu fırsatları değerlendirip değerlendiremeyeceği, ekonomik bağımsızlıklarına ve finansal okuryazarlık seviyelerine de bağlı.
Çeşitlilik ve Toplumun Diğer Kesimleri Üzerindeki Etkiler
İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde yaşayan herkesin finansal durumunun aynı olmadığını söylemek gerek. Birçok farklı etnik kökenden, sosyal sınıftan, dini ve kültürel geçmişten gelen insanlar bir arada yaşıyor. Herkesin hayata farklı bakış açıları, aynı fırsatları değerlendirme kapasiteleri de farklı.
0.69 faiz oranının, özellikle düşük gelirli ve genellikle etnik kökeni farklı kesimler için büyük bir avantaj yaratabileceğini düşünüyorum. Ancak, devletin konut kredisi gibi büyük düzenlemeleri, bu tür topluluklara ulaşabilecek mi? Sokakta, pazarda, otobüste birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanlar arasında bu kredi fırsatından kimler faydalanacak?
Özellikle emlak fiyatlarının arttığı ve kiraların yükseldiği İstanbul gibi şehirlerde, mülkiyet hakkı hala sosyal adaletin en önemli göstergelerinden biri. Ancak her bireyin bu fırsatlara ulaşabilmesi için yalnızca faiz oranlarının düşük olması yeterli değil. Kamu politikalarının da çeşitliliği ve sosyal adaleti gözeterek, herkese eşit fırsatlar sunması gerekiyor. Aksi halde, bazı gruplar bu faiz avantajından yararlanamayacak ve ekonomik uçurum daha da derinleşecek.
Sosyal Adalet: Kimler Faydalanacak, Kimler Dışlanacak?
Toplumda, özellikle gençlerin ev sahibi olma şansı, her geçen gün daha da zorlaşıyor. Birçok arkadaşım ve tanıdığım, yüksek kiralar ve kredi faiz oranları yüzünden hayatlarını istedikleri gibi kuramıyorlar. Ben de birkaç yıl önce, sıfırdan bir ev almak için neredeyse bütün maaşımı biriktirerek birikim yapmaya çalıştım. Ancak, çevremdeki diğer gençlerin benzer fırsatlara sahip olup olmadıklarını görmek, bu sorunun yalnızca ekonomik değil, sosyal bir eşitsizlik problemi olduğunu fark ettim.
Konut kredisi faiz oranlarının düşük olması, her ne kadar bir fırsat gibi görünse de aslında bu avantajı herkesin aynı şekilde kullanması, aynı koşullarda faydalanması mümkün olmayabiliyor. Sokakta tanıştığım bir kadının, aylık gelirinin yarısı kira giderine gittiği için 0.69 faiz oranı ile ev sahibi olma şansı çok düşük. Çünkü krediye başvurma koşulları, finansal durumu kötü olanları dışlayabiliyor. Aynı durum, üniversiteyi yeni bitiren gençler için de geçerli; bankaların istikrarlı bir gelir beklentisi, onları bu tür fırsatlardan uzak tutuyor.
Bu noktada, sosyal adaletin sağlanması adına devletin ve bankaların daha fazla adım atması gerektiği açık. Kredi fırsatlarının, sadece belirli bir gelir seviyesine sahip olanlar için geçerli olmaması, herkesin erişebileceği şekilde düzenlenmesi büyük bir önem taşıyor.
Sonuç: Konut Kredisi Faizi ve Toplumsal Dönüşüm
Sonuç olarak, 0.69 konut kredisi faizi oranı, birçok kesim için umut verici bir gelişme olsa da, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli kavramlar açısından daha dikkatli bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Özellikle düşük gelirli, kadın ve farklı etnik kökenlere sahip grupların bu fırsatlardan nasıl yararlanacağı ve hayatlarına nasıl dokunacağı, Türkiye’nin gelecekteki sosyal yapısının şekillenmesinde belirleyici olacaktır.
Sokakta gördüğümüz her sahne, toplumsal yapıyı anlamada bize ipuçları veriyor. Bu sebeple, devletin ve finansal kurumların, toplumsal çeşitliliği ve eşitliği gözeterek bu düzenlemeleri yapması, yalnızca ekonomik büyüme değil, aynı zamanda sosyal adaletin temellerini atmamız için kritik öneme sahip.